31 Ekim 2011 Pazartesi

31 Ekim 2011

Bir söz
Bil ki, yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın ve unutma, ne yaşattıysan elbet birgün onu yaşarsın..! 
ToLstoy


Bir şiir


Ama..


Geçen gün seni gördüm ve gülümsedim sana
Beni göreceğini sanmıştım,ama görmedin
Sana "Seni Seviyorum" dedim ve senin de birşeyler söylemeni bekledim
Beni işiteceğini sanmıştım,ama işitmedin
Dışarı çıkıp benimle top oynamanı istedim senden
Peşimden geleceğini sanmıştım,ama gelmedin
Görmen için bir resim çizdim
Saklayacağını sanmıştım,ama saklamadın
İkimiz için ormanda bir kale yaptım
Benimle kamp yapacağını sanmıştım,ama yapmadın
Balık tutalım diye solucan topladım
Balığa gelirsin sanmıştım,ama gelmedin
Seninle konuşup düşüncelerimi paylaşmak istedim
Senin de isteyeceğini sanmıştım,ama istemedin
Sana gelirsin umuduyla oynayacağımız oyunu anlattım
Geleceğini sanmıştım,ama gelmedin
Senden gençliğimi benimle paylaşmanı istedim
Sen de istersin sanmıştım,ama istemedin
Savaş çıktı,askere çağırıldım,benim sağ dönmemi istedin benden..
Ama ben dönmedim.

Stan Gebhardt


Bir resim

İznik gün batımı.. 21 mart 2010

Bir şarkı

TRT nin 80 li yıllarda Radyo ve Tv lerinde duyduğumuz Jenerik müziği

Venedik ve maskeler... La Serenissima - Rondò Veneziano

30 Ekim 2011 Pazar

30 Ekim 2011

Bir söz


"Bazı savaşlar silahlarla kazanılır; bazıları da kalem ve mürekkeple"


Bir şiir


İçinden iyilik geçiyor 
Yaşadığımız dünyayı seviyorum
Kir tutmak benim harcım değil 
Çek! Tanrım zindan duvarları
Sallandı sanki birden 
başımın üstündeki gök.
Bir tolga oldu yakan çelikten
Kendi acımı unuttum 
acı içindeyken
Yalnız ben biliyordum 
hangi uğursuz düşüncenin
hız verdiği yürüyüşüme
neden gün ışığına bakarken 
böylesine bezginlik vardı  gözlerinde?
Adam sevdiği şeyleri öldürmüştü 
Ölmeliydi kendisi de.
Ama biliniz ki ,hepiniz;
Herkes öldürür sevdiği şeyi
Kimi acı bir bakışta,
Kimi fısıldayarak
sevgi sözlerini.
O gün öyle habersiz, öyle sessiz
Korkak öperek öldürür.
Cesursa 
Yüreklisi kılıçla, kırpmadan
Gözlerini...

Oscar Wilde



Bir resim
Karaköy
Sessiz geçen bir 29 Ekim günü

Bir şarkı










27 Ekim 2011 Perşembe

27 Ekim 2011

Bir söz
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar.
Charles Bukowski


Bir şiir 



Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
Öbür yanımız "otur" diyor.
"O"tur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık...
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler,
Bir çocuk daha doğurmalar,
Borçlara girmeler,
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben;
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sırtında yumurta küfesi taşımak" diye bir deyim vardır.
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler...
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira!
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif denk olsa...
Gün içinde mesela;
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün?
Sabah 9 akşam 18...
Sonra başka mecburiyetler...
Sıkışıp kaldık...
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani...
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba..
Ben her bahar aşık olmam
Ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç, ama olsun...
İstemek de güzel.


Can Yücel


Bir resim
Uzaklara ( 2006 )

Bazen de gitmeyi istemek. işte o "bazen"ler gelir, içimizin derinliklerinde bir yılan gibi sinsice kaplar. Korkularımızdan, kaybedişlerimizden, zamandan, unutulmaktan, sevilmemekten, reddedilmelerden, terkedilişlerden kurtulup bir sahil kasabasına, ıssız bir adaya gitme istekleri. Gittikleri yerlere o korkularını götürmeyecekler mi?  Kime sorsam gitme isteğini anlatıyor. En mutlu olması gereken insan yalnız olmak istiyor. Elinin altında herşeyi olan insan başka bir düzenin hayali içinde... Hayat insanı sahip olamadıkları şeylerin peşinden sürüklerken, kimseyi de mutlu etmek istemiyor. Yaşarken de öldürüyor.. "hadi rolünü oyna" diyor. Biz de bunu oynuyoruz. 

"Hayat böyle sürer gider, oyuncular değişir" diye söz eder bir şarkı da ve bir oyuncu olarak madem bu hayattayım rolüme devam edeyim. Rolüm gereği yalnız yaşayan bekar, evlenmeyi akıl edemeyen, evine ekmek götürme derdinde olan adam olarak akşam gelirken apartman kapısı önünde hergün rastladığım, ama hergün benden kaçan kediyle karşılaştım. Rolüm gereği kedileri seviyordum. Kedi benden kaçmamıştı..bir süre bakıştık. Kaçacak hamlesini yapacak ama; "ben de ekmek var ben den söylemesi" ekmeği ucundan kırmaya çalışırken ekmeğime uzanmaya çalıştı..üstümü tırmalıyordu ama yüzünde ki ifade den aç olduğu belli,acıklı bir miyav sesiyle.. ekmeğin bir parçasını uzattım.içeri girerken bir bakışı vardı bana "bir daha kaçmayacağım senden" diye. "Kaçmazsan iyi edersin yoksa bir ekmekten olursun" :) .. böyle de bir gündü akşama doğru..rolüm gereği eve geldim.. yemek yedim.. düşündüm..yazdım.. rolüm gereği aynı günü tekrar tekrar yaşayacağım.

Bir şarkı
Gidelim Buralardan - Nazan öncel







26 Ekim 2011 Çarşamba

26 Ekim 2011

Bir Söz
insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, 
ama onlara neler hissettirdiklerinizi asla unutmazlar..


Bir şiir


GİZLİ SEVDÂ

Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce
Dün yolda rasladım
Sevindi beni görünce

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız ,bir oğlan

Seni sordu.
Hiç değişmedi ,dedim,
Bildiğin gibi
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri...
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selam söyledi.


Behçet NECATİGİL


"behçet, tahir ile çocukluk yıllarından beri çok iyi dosttu. bir gün eve yüzünde durgun ve hüzünlü bir ifadeyle geldi. bu gibi durumlarda ne olduğunu sorarsam çok sert tepki göstereceğinden, sesimi çıkarmadım. behçet odasına gitti. daha sonra akşam odasından çıktı. meseleyi anlatmak istediği belliydi. 'bu gün ne oldu biliyor musun' dedi ve anlatmaya başladı. 'hani tahir'in bir sevgilisi vardı. yıllar önce ayrılmışlardı. bugün yolda ona rastladım. biraz konuştuk. (aynen şiirdeki gibi) evlenmiş, iki çocuğu olmuş, mutluymuş. ama bana kalırsa hala tahir'i unutamamış' dedi. bu olay onu çok etkilemişti. zaten ertesi gün de, bu şiiri yazdı. şiirin son iki mısrası, onun bu duygu yoğunluğunu ele veriyor:" 
(Alıntı)

Bir resim


Bu resim belki görünüşte  sadece bir resim. Tüm olumsuzlukları geride bırakıp hayat bulmamı sağlayan önemli basamaktır ve gelecek resimler de bunun devamı gibidir.. Sonsuzluğu anlatır. Aşkın sonsuzluğunu..sonsuza uzanan köprüler.. yüzlerce köprü. Fakat bu resmin bir de hiç bilinmeyen bir öyküsü var. Bu resmi yaptıktan sonra Deviantart sitesine koydum. ve sonrasında gelişen olay hayatın ne kadar ilginç olduğunu gösteriyor. Yaşam dediğimiz kaderin oyunu mu?

dreamblack ve traneundregen ..bu iki kelime birer nickname.. ve bu resmin altında yorumları olan iki kişi. Bu iki kişinin öyküsü.. 
( yorumlar, http://erdincaltun.deviantart.com/#/d139q2a )

Okul zamanları..son sınıfa gelmiştik. ders bittikten sonra bahçeye çıkmak üzereyedim. Kapıda bu iki kişi duruyordu birbirlerine sarılı haldeydiler sürekli...evet bu iki kişi sevgiliydiler. Bana bakıp gülümsüyorlardı:
Bana "seni rüyamda gördüm..bir kavgaya karışmışsın seni heriflerin elinden kurtarıyordum" diye..kız da gülüyordu bi yandan. O sırada aklıma geldi. gözümün önünden geçti..Rüya görmüştüm ..rüyamda ikisi ayrılmış,7-8 yıl sonra internet ortamnında benim çalışmamın altında yorumlar yazmışlardı. Başkalarıyla evlenmişlerdi. Sonuçta bir rüyaydı. İnsanın tuhafına gitmişti..birbirini seven iki insan sonuçta. Okul bitti ayrıldılar.. başkalarıyla evlendiler. Kız öğretmen oldu..erkek kendi şirketini kuran grafik tasarımcı.. biri unutmuş gibi..biriyse bir suçlu gibi ezik aklı geçmişte.. sanırım şiirdeki gibi herşey. "bir suçlu gibi ezik.."

Bir şarkı
Gizli Sevda
Ve Erol Evgin'de yorumlar bu güzel mısraları bir şarkı halinde: video






GİZLİ SEVDÂ

insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, 
ama onlara neler hissettirdiklerinizi asla unutmazlar..


GİZLİ SEVDÂ

Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce
Dün yolda rasladım
Sevindi beni görünce

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız ,bir oğlan

Seni sordu.
Hiç değişmedi ,dedim,
Bildiğin gibi
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri...
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selam söyledi.

Behçet NECATİGİL


"behçet, tahir ile çocukluk yıllarından beri çok iyi dosttu. bir gün eve yüzünde 
durgun ve hüzünlü bir ifadeyle geldi. bu gibi durumlarda ne olduğunu sorarsam 
çok sert tepki göstereceğinden, sesimi çıkarmadım. behçet odasına gitti. 
daha sonra akşam odasından çıktı. meseleyi anlatmak istediği belliydi. 
'bu gün ne oldu biliyor musun' dedi ve anlatmaya başladı. 
'hani tahir'in bir sevgilisi vardı. yıllar önce ayrılmışlardı. bugün yolda ona rastladım. 
biraz konuştuk. (aynen şiirdeki gibi) evlenmiş, iki çocuğu olmuş, mutluymuş. 
ama bana kalırsa hala tahir'i unutamamış' dedi. bu olay onu çok etkilemişti. 
zaten ertesi gün de, bu şiiri yazdı. şiirin son iki mısrası, onun bu duygu yoğunluğunu ele veriyor:" 
(Alıntı)

Bugün ki blog yazımdan.. "Küçük bir oyun" adında kendime günlük oluşturmaya başladım.. 
Goethe'nin  "İnsan ,her gün en azından küçük bir şarkı dinlemeli, 
iyi bir şiir okumalı, hoş bir resim görmeli ve mümkün olursa 
anlamlı birkaç söz söylemelidir." sözünden esinlenerek 
eskiden Journallerde uygulardım.. arada katılanlar olurdu. 
zamanla DA ya gelme sıklığım azalınca, biraz da "sosyal media" ların bizden 
zaman çalıyor olması kopardı yazı yazmak, resim yapmaktan.
Günde en az yarım saatimi buna harcamam yazma alışkanlığını tekrar kazanmış olurum.
Gmail adresiniz yada blogunuz varsa yorumlarınızı beklerim.

25 Ekim 2011 Salı

25 Ekim 2011

Bir Söz
Kardeşinin salını karşıya geçirmeye yardım et, göreceksin ki, sen de karşıdasın. 
Hint Atasözü


Bir Şiir

Hatırlıyorum
Biliyorum ,biliyorum, biliyorum
Elli yaşında bir adamın
Elleri tertemizdir hep
Ve ben günde üç kez yıkarım ellerimi. 


 Ama yalnız ellerimi kirli görünce
Hatırlıyorum,
Çocuk olduğum günleri.   


Federico FELLİNİ


Bir Resim


Büyümek.. her bahar geldiğinde bir yaşı daha geri de bırakıyormuşum..  öyle diyorlar. Sen büyüdün adam oldun.. Ama ben hiç saymıyorum ki.sayılar benim işim değil..büyüklerin.. Amca, beyfendi diye hitap edildiğinde büyüdüğümü, annem beni sarmalayıp öptüğünde çocuk olduğumu hatırlıyorum.


Bir şarkı
Küçüğüm - Sezen Aksu

24 Ekim 2011 Pazartesi

24 Ekim 2011

Bir Söz

Niye gözlerin kapakları var da kulakların yok? Niye istediğim zaman kulaklarımı kapatıp, duymak istemediğim sesleri engelleyemiyorum?
Elias CANETTİ

Bir Şiir


BİRİSİ
Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki,
Gülüşerek başlıyoruz söze.

Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek.
Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda.

N.Ulvi AKGÜN


Bir Resim


Biliyorum... ama başka çarem de yoktu.


Bir Şarkı


Benim hala umudum var - MFÖ





23 Ekim 2011 Pazar

23 Ekim 2011

Bir söz

"insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar."
Leonardo Da Vinci

Bir şiir

Bir süre sonra, bir eli tutmakla
Bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin,
Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak
Anlamına gelmediğini öğrenirsin,

Ve yenilgileri
Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
Bir çocuğun üzüntüsü ile değil,
Bir yetişkinin zerafeti ile…

Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
Çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir.

Bu yüzden, başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yarat
Ve kendi ruhunu kendin süsle.

Ve göreceksin ki dayanıklısın…
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin.

Veronica A. Shoffstall

Bir resim

Eylül ( 2006 )
Bu resmi askerden geldikten bir ay sonra haziran ayında yapmıştım. Askerde çok şeyi düşünme fırsatı bulmuştum. İçimi kemiren yıllardır işin içinden çıkamadığım meselemi çözmeye çalışmıştım. İnsan mutsuz, en umutsuz anında şunu diyebiliyor "Bundan daha kötüsü olamaz..yaşıyorsun".. Resmi yaparken onun gidişini resimledim..ama bir kapı aralamıştım hemen ardından..bir ışık..göz alıcı bir ışık. Bankın üzerine yazdığım harfler kaderimin bir oyunu muydu neydi..yıllar sonra karşıma çıkacaktı...

Bir şarkı


İçimi acıtıyor be güzel dostum.. bu ayrılıklar..
hani uzak olmasan
sağ yanım hissetse kalbinin atışlarını
sana sımsıkı sarılışımda
elimde değil..yalnızlığa katlanırmışım, 
bir başınalık mı desem dört duvar arasında
sensizlik içimi acıtıyor.








21 Ekim 2011 Cuma

21 Ekim 2011

Bir söz

BAŞARI ; Sık sık gülmek ve çok sevmektir; Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır; Dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır; Güzeli sevmektir. Herkesteki en iyiyi bulmaktır; Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir; geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır; Gönlünce eğlenmek ve gülmek; kendinden geçerek şarkı söylemektir; Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. İşte bu başarılı olmaktır. 


Ralph Waldo Emerson




Bir şiir



SEVGİLERDE


Sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk ,saygılı,
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemediniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz,
Yahut vakit olmadı.

Behçet Necatigil


Bir resim


Havadan esintiler ( Arora )

Yıllardan 2000..Photoshop'u kullanalı iki yıl oluyordu. Öğrenmekle birlikte insan sınırlarını zorlamaya başlıyor. Bu çalışma, klasik resim tekniğini uyguladığım ilk resimdi. Fare ile yapmama rağmen sonuç olarak fena değildi. Özellikle ağaçları yapmak saatlerimi almıştı.
Resmin diğer bir yanı da, J.S.Bach'ın "Air From Suite" müziğini dinlerken yapmamdı. Müziğin  resime etkisi olduğu bir gerçek. Renkleriyle, atmosferiyle, ışığıyla..herşeyi ile müzik resime kimlik kazandırır. 

Bir Şarkı

J.S.Bach - Air From Suite





20 Ekim 2011 Perşembe

20 Ekim 2011



Bir söz
Hayat bazen mucizeler sunar bize.. hatalarımızı örtmek için belkide...

Bir şiir

seni bana getiren herşeye seviniyorum
sokakları insanları,
otobüsleri, durakları,
büyük cadde rastlantılarını
seni bana getiren bakışlarını..
herşeyi seviyorum..

Uykusuz gecelerimi seviyorum

düşünebileceğim bir tek sen olduğundan,
sabah olunca sen olcaksın aynı yolda,
resimlerimde sen,
yazdıklarımda sen olduğun için
seviniyorum..
Senle ilgili bildiklerim tüm herşeyin
seni bana getireceğine seviniyorum.
1992

Bir resim



10 Aralık 2005
...

Bu resim bir yolculuğun başlangıcıdır.

Askere gitmeden bir gün önce yapmıştım. İnanılmaz bir stres vardı üzerimde. Herşeyden ayrı kalacağım bir 6 ay geçirecektim. Bilgisayarın başına oturup bütün bunları düşünürken bir taraftan da bir resim yapmaya başladım. Gideceğim yer Bitlis Tatvan'dı. İlk öğrendiğimde şok geçirmiştim. Arkadaşıma telefon ettim,kendisi Bitlis'te askerlik yapmıştı.Tatvan'nın güzel yer olduğunu ve rahat edeceğini söyleyince bir nebze rahatlamıştım. Ama hala inanılmaz baş ağrısı çekiyordum.
En yakın doktora gittim ancak iki iğneyle kendime gelmiştim ve daha sonra eve gelip derin uykuya dalmıştım.
Ertesi sabah kalktığımda hazırlıklara başladım. Öğleden sonra saat ikide Van'a gidecek uçağa binmek için evden ayrıldık ailemle.Havaalanında o zor saatler hiç aklımdan çıkmıyordu. Annemin bana bakışı. Gözlerinden bir türlü durduramadığı gözyaşları.. Gülümsüyordum herşeye rağmen.
Uçağa doğru ilerlerken el sallıyordu. Sanki hiç dönmeyeceksin hisse kapılırsın. Bakmamaya çalışıyordum, "biliyorum elbet döneceğim ve seni göreceğim anne".. eğer bakarsam seni böyle ağlarken hatırlayacaktım her gün ve bu benim için zor olacaktı.
Aylar sonra döndüğümde inanılmaz bir hasretle anneme sarıldım. O an dünyalar benimdi. Uzak durduğum her an beni gülümsemesiyle bana el salladığını görür gibiydim. Kolay değildir böyle zorlu şartlarda bulunmak.. dönüşün kesin değildir.
Askerlik boyunca resim yapmaya daha çok zamanım oldu. Okuldan mezun olduktan sonra 5 yıl boyunca resim yapmamıştım. Bu benim için bir fırsat oldu ve kendimi keşfetmeye başlamıştım. Böyle bir yerde hayatta en çok neyi yapmak istediğini insan daha iyi anlıyor. Neyin seni mutlu edeceğini, nerede olmak istediğini..  
Bu benim için güzel ama sonu gelmeyecek muhteşem yolculuğun başladığı yerdi.



Bir şarkı

Yorumcu: Erol Evgin
Söz: Çiğdem Talu
Müzik:Melih Kibar
Çocukluğumda hep hatırlarım bu şarkıyı, radyoda ve siyah-beyaz televizyonunda sürekli çalınırdı. Ablamlar da sürekli mırıldanırlardı ders çalışırken. Erol Evgin'le bütünleşmiş gibiydi bu şarkı. Bunun gibi çok şarkısı da var..Bir de bana sor, içimdeki fırtına gibi. Ortaokul, lise derken üniversitede de bu şarkılarını söyler olduk. Arada onca yıl geçmesine rağmen, onca şarkılar çıkmasına rağmen hep eskiler vardı. Akşamları eve giderken otobüsün arka koltuklarında söylerdik.
Sonra bu şarkıların bilinmeyen yönlerini öğrenince neden şarkıların bu kadar güzel ve kalıcı olduğunu anlamıştım. Melih Kibar'ın bestelerine Çiğdem Talu'nun sözleri..nasılda milimetrik uymuş sözleri birbirlerini tamamlamışlar dersin. Ama bu kadarla değildi. İçimdeki Fırtına şarkısının hikayesini dinlediğim de birbirini tamamlamaktan öte birbirine ait, birbirinin ruhlarını görüp seven büyük aşkın izleri vardı. O aşk yüzlerce şarkı meydana getirmiş ve dilimize dolanmıştı. İşte Öyle Birşey..ilk şarkılarıydı onların.. Bu güzel yolcuğun başlangıcıydı.
Kimbilir ne güzel şarkılar yapıyorlardır o sonsuz hayatlarında..





Mevlana

"Aslında farkındayım hayatımdaki sahte varlıkların,  istesem bir anda temizlemesini de bilirim...  Ama bunca sahteliğin, benim samimi...