25 Şubat 2012

Biz söz


Sabır; umut etme sanatıdır..ve umut etmek güzeldir.


Bir şiir


Umut

Yol kıyısında oturuyorum
Sürücü tekerleği değiştiriyor
Geldiğim yerle başım hoş değil
Hoş değil başım gittiğim yerle de
Peki, tekerleğin değiştirilmesini
Niçin izliyorum sabırsızlıkla
                                
B. Brecht            

Bir resim

Şubat güzel başlamıştı. Daha sonra bitmek bilmeyen şansızlıklar birbirini takip etti. 
İlk önce kapının kilidi.. hadi değiştirdik.. sonra arkadaşıma anlattığım gibi herşey..aşağıdaki gibi..

"cuma akşamı sular kesikti. gece iskiyi aradım..kesinti yok dedi.. sonra öğlen aradım ..geldi iski yetkilisi. apartmanın vanası kapalıymış..eve geldim. çayımı falan içtikten çıkacaktım.. tam ben evden çıkıyordum...içerden su sesi geliyordu.. banyoda suyu açık mı bıraktım dedim yok.. sesin odadan geldiğini anlyınca odaya baktım.. bir anlam veremedim.. sonra ne gördüm inanamazsın..odayla yatak odası arasında ki penrecenin kenarından oluk gibi su akıyor. musluk gibi. ..diğer odaya baktım yoktu. duvar çatlak her halde. ama nasıl akış.. elim kolum bağlandı odayı kaplamış koridora ve yatak odasına ilerliyordu.hemen apartmanın ve üst dairenin vanasını kapattım. üstü kata çıkarken merdivenlerden de akıyor ve ön kapadan su giriyordu. vanaları kapadıktan 15-20 dakika sonra ancak durdu suyun akması. üst daire anne kız oturmakta evde yoklar. telefonları da kimse de yok. banyodan çıkarmak istedim ama su yatak odasına doğru ilerlediğinden balkondan çıkardım.tek başına çok zor oldu..yatak odasında ki eşyalarıda kenara çekip yaptım. üst dairedekiler gelince onların evide su basmış..sanırım döşemeler içindeki borulardan kaynaklı.

yani evden çıkmış dışarda pink atarken çok daha kötüsü olabilir salondaki eşyalara olurdu olan.

işleri yoluna koyup sorunsuz eve taşınmak olacak iik işim ..yazın güzel havalı oluyor da kışın dayanılmaz oluyor."
Herşey böyle.. suyu tahliye ettikten sonra günler geçtikçe iki odanın parkeleri kabarmaya, kalkmaya başladı ve banyonun sıvaları döküldü.. Kurumasını bekliyoruz artık, ev tanımaz halde..

ve şansızlıklar bununla kalmadı.. günde 16 saat çalışırken, iki günde bir ancak çıkıyorum o da markete.. geçen yıl bu zamanlar iş çıkışı istiklalde gezip,içerdik. İş yeri düzeni çok farklı.. sabah,öğlen.. eve gelip akşam yemeği.. ama ev çok farklı. Sürekli evde yaşamak boğuyor ve ihmal ediyorsunuz herşeyi.. Asıl olan yalnızsınız, kimseyle konuşacak birini bulamayınca telefonla yada netten idare ediyorsunuz.. kötü birşey.. ve bu  arada başımı ağrıtan insan ilişkileri ortasında buldum.. ve sonra iş ağırlığı bedenime yansıdı. Klasik grafik tablet kullanırken 15 saat günde ortalama sonucu boynumun ağırmasına neden oluyor. Bir süre dinlenip iyi hissettikten sonra bir resim yaptım.. arkadaşımın resmiydi ve verdiği cevap " teşekkür ederim..güzel olmuş" tan başka şey değildi. bu verilen tepki dinlenmiş bedenimi alt üst etmişti ve tüm ağrıları bir anda hissetmeye başlamıştım. İçimde bu insana olan sıcaklık gitmiş, yerine olanca iliklerimde hissettiğim şubat soğuğu kaplamıştı...

ve şimdi yeniden dinlenmedeyim.. hayatımdaki en yalnız ve en kötü bir ayımı geride bırakıyorum.

Bir şarkı
Bu bir ay içerisinde bana gülümseyen, güç veren ve o sıcaklığını benden esirgemeyen dostuma,
"evet arkadaş.. kim olduğumu ne olduğumu.. nerden gelip nereye gittiğimi sen öğrettin bana.. elimden tutup karanlıktan aydınlığa sen çıkardın.. bana yürümeyi öğrettin.. elele ve daima ileriye.. birgün.. birgün birbirimizden ayrı düşsek bile biliyorum hiçbir zaman ayrı değil yollarımız.. ve aynı yolda yürüdükçe gün gelir yine ellerimiz dostça birleşir.. ayrılsak bile kopamayız.... "
seni seviyorum arkadaşım







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

80’Lİ YILLARIM...

29 Kasım 2011

26 Ekim 2011