Sen başkaydın..

Akşam oluyordu. Saatler süren beraberlikten sonra ayrılma vakti gelmişti. Otobüsü geldi ve benimde gelmemi istediğini bildiğimden ineceği yere kadar eşlik edecektim. Otobüsün en arka sol köşesinde arada şarkı söylerken ve birazda gelecekten bahsettik. Konuşmaya öyle dalmıştık ki, yolun yarısını geçtiğimizin farkına varamamıştık, birden kalktı düğmeye bastı. Ayaktayken bir şeyler söylemeye çalışırken, düşmemek için demire tutunuyordu. Gülmesi tuttu. Tam ben bir şey söyleyeceğim sırada, "Yarın görüşelim, olur mu?" dedi. Yalvarır gibi konuşmasını severdim ama yine de içler acısı suratı içimi burkardı. "tamam" dedim, kapı açıldı ve indi. Geriye dönüp baktığımda karanlıkta onu çok zor görebiliyordum. Araba uzaklaşırken , onun başı önde bir sokağa dalışıyla gözden kayboluşunu seyrettikten sonra yalnız halime dönüyordum....
Ona bir şey söylemek istiyordum. Ama nedense ineceği an söylemem tutardı, söyleyemezdim. Söylediğimde bu hoşuna gidecekti ya da söyleme işini daha edebi yapabilmem ,için en güzel ana saklamıştım: Bu otobüste onsuza kadar kalsak, yol hiç bitmese , hiç durakları olmasa...şehir şehir... ülke ülke ...Şarkı söyleyebilseydik istediğimiz kadar, anlatabilseydik filmleri...

Sonra yıllar geçti aradan ve o en güzel sözleri söyleyebileceğim an , hiçbir zaman olmadı ve kalbimin bir yerinde sahibini bulana kadar öylece duracak...

Ne zaman Bursaya gitsem onunla bindiğim otobüsün sol arka köşesine bakıp ikimizi görüyorum.. ikimiz içinde içsel yolculuktu bir bakıma o otobüsün içinde her akşam.. onunla zaman geçirmek bir çok şeye bedel.

(Bursa, 1999)



Sabaha kadar bilgisayar başında yazı yazmak ne sıkıcıydı.. hele ödev oluyorsa sabahlara kadar gözüm kapanmadan..Okula gitme zamanı yaklaştıkça gerginliğimde artmıştı.Annem kahvaltıyı hazırlamış, beni bekliyordu ama ben yazıyı tamamlayıp diskete atmaya çalışıyordum. Ancak annem ısrarcı olunca bende olmaz diyordum hemen çıkmam gerek diye.Biraz tartışma yaşandı.Bende ses çıkarmadan evden çıktım. Sokak başına gelip arkama baktığımda balkondan bana bakıyordu her zaman ki gibi.Bu sefer el sallaması yoktu. Akşam telafi ederim diye düşündüm ve düşünceler içerisinde okula gittim.
Okula geldiğimde ödevlerle uğraştık, teslim etmek için.Ardından evde içemediğim çayın acısını arkadaşlarıma ısmarlatarak giderdim. Yanıma o geldi. Aramızda dünden kalan sorun vardı.Büyütülecek birşey değildi.İkimizde gereksiz olduğunu anlamış olmalıydık ki üzerine konuşmadık zaten geçiştirmiştik hiç olmamış gibi. Annemi sordu..sabahki olayı anlattım.
"Üzülmüştür... hatalı sen olsan da, hata kendisindeymiş gibi kendisi özürdiler bir anne"..dedi.. şaşırmıştım..
"Nereden biliyorsun" dedim..
"Ben öyle yapardım onun yerine olsam"..
Sonra benden ajandamı istedi.Resim yapacağını sandım..Arada bir gülümseyerek olup bitenleri anlatırken bir yandanda defteri karalıyordu. Öylece geçti.Okuldaki vakti geride bırakip Bursanın işlek caddesinde mekanımıza gittik.Saatler sonra evlerimize dağıldık.

Eve geldimde evde kimse yoktu. Odama geldiğimde bilgisayarımın üstünde not buldum.
"Canım oğlum.. sabah olup bitenler için özür dilerim. Seni çok seviyorum.Yemeği yaptım. Biz misafiliğe gittik dayınlara.." Sonra imzası..

Hayatımda hiç bu kadar etkilenmemiştim ve mutlu olmamıştım.Söyledikleri aynen çıkmıştı.Belki de ondan öğreneceğim çok şey vardı anladım. Ajandama baktım telefon etmek için o sırada notu buldum ;
"Dün olup bitenlerden dolayı üzgünüm.özürdilerim.Seni seviyorum arkadaşım" .. altında imzası yanında bugünkü tarih ve saat yazılıydı.

( Bursa,1999 )



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

80’Lİ YILLARIM...

25 Ekim 2011

5 Mayıs 2012